Uzun zamandır bu blog altında bütün duygu ve düşüncelerimi yazar olmuştum, farkında olmadan bi süredir buraya yazmaya bile gerek kalmadan herşeyi içime atar oldum. Uzun zamandır beklediğim bir iş vardı önümde. Bu olayın gerçekleşmesini beklerken, herşeyden vazgeçip uzun bi süre bloga ara vermeye karar verdim. Sadece blog değil, bütün sosyal medya hesaplarıma uzun bi süre ara vermeye karar verdim, verdiğim en doğru karar olduğuna eminim.✌ Sadece kendime vakit ayırabileceğim bi dönem istiyorum. Etrafımda veya yanımda kimse olmadan sadece kendi başıma geçirebileceğim uzun bir zaman istiyorum. Sadece tek başıma💪 Kendinize iyi bakın🙏

vazgeç

Kaçarak uzaklaştığın şeylere daha çok yaklaşıyorsun, vazgeçmedikçe nereye gidersen git sırtında duruyor eli, arkana alsan da onu gölgesi vuruyor önüne. Vazgeçmedikçe attığın her adım ona oluyor sen bilmiyorsun. Mutlu sanıyorsun, iyi diyorsun herşey ama gölgesine takılıyor ayağın düşüyorsun, yoktan var ediyorsun acıyı. Vazgeçince büyüyorsun, gölgesini kapatan gölgeler buluyorsun yanında artık görmüyorsun onu, yok oluyor zamanla bak bunu bile görmüyorsun.

bird-grunge-hands-indie-favim-com-1059185

dinle

Niye bu kadar sosyal medyayı sevdiğini hiç düşündün mü? Çünkü kendini kanıtlayabildiğin tek yer orası. Herşey orda çok pürüzsüz ve güzel. Söylediğin bir söz için  kimseyi dinlemek zorunda değilsin. Kimse seni anlamak zorunda değil. Arkadaşına derdini anlatırken muhtelemen onunda ”aynısını bende yaşadım” cümleleriyle başlayan şikayetlerini dinliyorsun, herkes sorunlardan bahsedip gidiyor. Yaşadığın geçmiyor, ama insanlarda aynısını yaşamış mı diyorsun? Yanılıyorsun. Dinlenmek istiyorsun.  Birini anlamak için onun acısını yaşamak zorunda değilsin, zaten o da kendisine eş aramıyor. Sadece dinle, birilerini iyileştirmek için dinle. Kahvesini içene kadar kendini anlatmasına izin vererek dinle. Bırak sorununu kendi çözsün, sen sadece izle.

164356626

Hatırla

Uzun zamandır yapmaktan korktuğun, yada hissetmeyi unuttuğun ne var? Hatırla, hisset. En son ne zaman severken sevildin? Ne zaman tuttun bir ele seninmiş gibi? Uzun zaman oldu. Başarabilmenin gücünü, sevilmenin hissini, güvenmenin hafifliğini unuttun sende. Yapamıyorum deme, bir daha dene. Bu hayat senin için… Bu hava senin, daha derin nefes al! Bu parmaklar senin, dokun! Bu gözler senin, ağla! Ama bu kalpte senin, hatırla…

sana, bana

Hayatınızı mahvettiğini düşündüğünüz her olay, her kişi iyiliğe açılan bir sebep. Geç anlıyoruz, zor anlıyoruz, inanmıyoruz… Ama çok şükür inanmasak da daha iyisini yaşıyoruz. Bir insandan nefret etmeye, ona kin tutmaya ayırdığın zamanı seni seven insanları severek geçirsen oysa, daha çok gülsen, daha az umursasan… Söylerken kolay değil mi? Bu yüzden güzelliğe zaman kaybediyoruz, bu yüzden iyiliğe geriden geliyoruz. Her kötülüğün sahibini bulacağına inanıyorum, inanmalıyım. Bir adım ilerisine bu götürebilir beni. Sende adım atmak zorundasın. Seni üzdüler mi? Kırdılar mı? Nefret mi ediyorsun ondan? İleriye git, bırak sırtını ezberleyip yüzünü unutsunlar. Sen seni sevenlere dön yüzünü onlar iyileştirsin seni, güneş sırtına değil yüzüne doğsun bu sabah… Umutla uyu, sevgiyle uyan iyi geceler dünya…

senin sebebin

Ben yıkılmam dediğin anda sırtına değen rüzgarın nefesine yıkılıyorsun sende, bir parmak ucu itiyor seni uçurumdan, noktası konmamış cümlelerde son arıyorsun sende kendine,çıkmaz sokaktaki devam çizgisi oluyorsun sende sonu baştan belli olan.

Kimi zaman kendini yıkan rüzgarsın oysa, kimi zaman dokunan parmak, kimi zaman nokta koymaya yetmeyen kalem, kimi zaman çıkmaz sokağın sonunda örülü o duvar. Kendi engellerini kendin koyuyorsun hayata, kendi acını kendin sunuyorsun önüne.

Rüzgara karşı koyamıyorsan o seni yıkmadan en otur yere, bir parmağın ağırlığına yeniliyorsan çıkma uçuruma,yetmiyorsa kalemin cümleni bitirmeye başlama en başından, çıkmaz sokak diye girdiğin o yolun duvarındaki çiçeğe aşık ol sende. Önüne engeller çıkacak, en çokta senin yüzünden. Senin yüzünün yaptığı bir şey ne kadar kötü olabilir ki? Bak hadi aynaya…

bir adım geriye

Neyi fark ettim biliyor musun? Kiminin derdi kiminin hayatı olmuş. Hayatın özeti bu kimi zaman bitmeyecek sandığın acıların bitiyor, yada yaşayamam dediğin şeyi yaşıyorsun. Bir derdin mi var? Ne kadar kalacak seninle buna odaklan. Yada neyi ne kadar dert edindiğini düşün. Kiminin yarın ne giyeceği derdiyken hemde!  Avutmayacağım seni, acıysa acıyı, üzüntüyse üzüntüyü en dibine kadar hissedeceksin, yıpranacaksın belkide. Ama geçecek. Sen ne yap biliyor musun ders al bundan, geçmişte yaşadığın ufak bir derdi nasıl büyütmüşsün gözünde bak bu daha büyük gelmiş sana bunu düşün biraz. Bir adım geri git, şimdi şükret…

img_20160924_193537

Düştün mü sende?

Yine kırgınım, en çok kendime. Mutluyken nasılda unutuyorum kendimi, nasılda kapılıyorum hayata. Fark etmeden nasıl geçiyor onca zaman, şükretmeden. Kaydebiyorum birşeyleri, zamanla. Kaybedince fark ediyorum kıymetini. Üzülüyorum, en çok o zaman dönüyorum kendime. O zaman hatırlıyorum kendimi. O zaman derin derin düşünüyor, kendime uzatıyorum kahvemi. Gülerken fark etmediğim onca güzelliği üzgünken tartıyorum yanımda. Her zaman gülünmüyor ya üzülmenin faydasıda bu olsun. Üzgünken zaman ayırıyorsun kendine, yeni müzikler keşfediyorsun hatta bazen ağlayıp temizliyorsun içini. Herzaman gülemeyiz ya, üzülüyoruz bazen. Şükretmeye sebep buluyoruz. Üzüldüğümüz şeylere çözüm buluyoruz bu sayede, defalarca düşüyoruz ama hep bir yerden geri kalkıyoruz. Düştün mü sende? Hadi biraz yalnız kal kendinle, nasılsa ayağa kalktığında şükrünü unutup devam edeceksin yoluna. Nolmuş bazen üzüldüysen, hayatta henüz gülmeyi unutmadın ya.

Tavır

Doğuştan mücadeleci bir kişiliğim yoktur aslında mücadelenin bir süre sonra alışkanlığa dönüşmesi ile beraber duruma el atmam gerektiğini fark ettim. Herşeyi olduğu gibi kabul etmektense biraz benim istediğim gibi olmalı dedim. Önce bir hareketin değişir, sonra belkide bütün hayatın. Hayatta istediklerini belirlemek sana kalmış. Bu senin hayatın… Bugün okuduğum beni inanılmaz mutlu eden bir yazı buldum kendime. Oda tam olarak şöyle;

Birinin sevgisiyle mutlu ol. Çok mutlu ol. Ama onun sevgisine muhtaç kalma. Ve yokluğundan korkma kimsenin…

SEN

Vazgeçmeyin, bırakmayın, pes etmeyin derken son zamanlarda ben vazgeçmişim kendimden. Bırakmışım herşeyi… Bırakmayacaksın! Seni hayata bağlayan ne varsa onu bırakmayıp sımsıkı sarılacaksın. Öte yandan içimde günlerdir tarif edemediğim bir huzursuzluk var. Bir gelip bir gidiyor şu aralar. Zararım sadece kendime bunu fark ettim birde.

Sen, sende bir eksiklik görüyor musun? Onu kendinle tamamla. Hayata seni bir yerden geri bağlayan yine sen olacaksın. Öyleyse bu yazı benden sana değil, senden sana! 🙂

tumblr_oa174vZ8tB1vyjlhfo1_500